Ameliyatsız biyopsiler
Biyopsi dokulardan (ya da kanserli dokulardan) parça alma işlemdir. İşlemin amacı alınan parçaları önce mikroskop altında incelemek, sonra modern patoloji cihazları ile dokuları sınıflandırmak ve böylelikle hastalıklı dokuya patolojik tanı koymaktır.
Doğru tanı koymak, doğu tedavi vermenin temel ilkesidir. Bu nedenle iyi bir parça alma işlemi ardından iyi bir patolojik değerlendirmeyi gerektirir.
Girişimsel Onkolojide (ya da girişimsel radyolojide) dokulardan parça alınması günlük pratiğin ana işlerinden biridir. Girişimsel radyoloji doktorunun temel prosedürlerinden biri olarak tanımlanabilir. Ancak biz girişimsel radyologların parça alma işlemlerinde açık biyopsilere göre bazı avantajları mevcuttur. Bunlar kısaca;
-
İşlemin görüntüleme eşliğinde yapılıyor olması: Biyopsi işlemi ultrason veya tomografi ünitesinde hastalıklı alan görüntülenerek alındığı için tam olarak doğru yerden alındığından emin olunur.
-
Ameliyatsız bir parça alma işlemi olduğudan, narkoz, kesi, dikiş,iz olmaz. İğne deliğinden gerçekleştirildiği için kozmetik olarak açık biyopsilere göre sonuçları daha iyidir.
-
Ameliyathane gerektirmez, poliklinik odasında lokal anestezi ile yapılabilir. Hastalar çoğu zaman yatış gerekmeden aynı gün eve gidebilirler.
-
Pratik,zamandan tasarruf sağlayan bir teknik kullanılır.
Biyopsi işlemi öncesi değerlendirme?
Biyopsi işleminden önce kan tahlilleri ile hastanın biyopsi işlemi için uygun olup olmadığına bakılır. Hasta kan sulandırıcı kullanıyor ise uygun bir şekilde kan sulandırıcılar kesilir veya başka kan sulandırıcılara geçilir.İşlem öncesinde genellikle 3-4 saat açlık yeterli olmaktadır. Bazı durumlarda tok karnına da biyopsi yapılabilmektedir. İşlem öncesi girişimsel radyolog hastanın tüm görüntülemelerini incelemeli ve biyopsi işlemini bu görüntülere göre planlamalıdır.
Biyopsi işlemi nasıl yapılır?
Girişimsel radyologların yaptıkları kapalı biyopsilere 'perkütan biyopsiler' denmektedir. Bu biyopsilerde iğne deliğinden girilerek ultrason veya tomografi kılavuzluğunda parça alınacak dokulara ulaşılır ve bu alandan parça alma işlemi gerçekleştirilir.
İki tür iğne biyopsisi güncel pratikte kullanılmaktadır;
-
İnce iğne aspirasyon biyopsisi: Günümüzde genellikle sadece tiroid nodüllerinin biyopsisinde kullanılmaktadır.
-
Kalın iğne biyopsisi (kor biyopsi, trucut biyopsi): Diğer tüm organ biyopsilerinde kullanılan biyopsi tekniği kor biyopsidir.
İnce iğne biyopsilerinde genellikle az miktarda hücre toplanarak aslında hücresel düzeyde değerlendirme yapılmaktadır. Bu nedenle bu tekniğin tanı koyduruculuğu düşüktür. Bunun istisnası tiroid bezidir. Tiroid bezinde nodül biyopsilerinde halen standart yöntem ince iğne aspirasyon biyopsisidir.
Kalın iğne biyopsilerinde ise hücre değil doku parçası alınmaktadır. Bu nedenle çok daha fazla miktarda yeterli bir doku alanı rahat bir inceleme yapılmasına imkan sağlamaktadır. Fazla miktarda doku alınabilmesi sadece dokunun kanser olup olmadığını anlamamızı sağlamakla kalmaz bununla birlikte eğer alınan parça kanserli bir alan ise bu kanserin hangi tip kanser ve hatta hangi alt tip olduğunu da anlamamızı sağlamaktadır. Örneğin akciğerden alınan bir parçanın sadece akciğer kanseri olup olmadığı değil, eğer akciğer kanseri ise hangi tip akciğer kanseri olduğu da anlaşılmış olur (Örneğin akciğerin adeno kanser tipi veya akciğerin nöroendokrin kanser tipi vb gibi) Bu nedenlerle kalın iğne biyopsileri günümüzde standart uygulanması gereken biyopsi şeklidir.
İğnenin isimlendirilmesinin ince ya da kalın olması hasta açısından birşey değiştirmemektedir. Her iki biyopsi de lokal anestezi ile yapılan ağrısız, benzer teknikle uygulanan kapalı bir biyopsi yöntemidir.
Biyopsi metodu ile ilgili şu videomuzu izleyebilirsiniz.
Sadece meme biyopsilerinde özel durumlarda kullanılan bir diğer biyopsi yöntemi de vakum biyopsisidir.
Vakum biyopsisi nedir?
Vakum biyopsisi de yine lokal anestezi kullanılarak vakum iğneleri ile gerçekleştirilen bir biyopsi metodudur. Kor biyopsi ile net olarak doku tanısı konamayacağı düşünülen durumlarda kullanılır. Vakum biyopsisi kor biyopsiye göre çok daha büyük bir alandan biyopsi yapmamızı ve çok daha fazla miktarda doku almamızı sağlamaktadır. Bu patoloji hekimlerine çok daha fazla dokuyla çok daha yeterli bir çalışma alanı yaratarak daha doğru tanı koyma şansı sağlamaktadır. Ancak vakum biyopsisi rutin yapılan bir yöntem olmayıp çoğu durumda sadece kor biyopsi yeterli gelmektedir.
Yine loka anestezi ile yapılan ağrısız dikişsiz izsiz kesisiz bir yöntemdir. Poliklinik koşullarında yapılmaktadır. Günübirlik yatış gerekmemektedir, çoğu zaman hastalar aynı gün eve gönderilirler.
Vakum biyopsisi de meme biyopsisi gibi özel bir hazırlık gerektirmez. Ancak hasta kan sulandırıcı kullanıyor ise bu kan sulandırıcı birkaç gün önceden kesilebilir veya başka bir kan sulandırıcı ile değiştirilebilir.
İşlemden sonra hastalara sıkı bandaj uygulanır veya sıkı sütyen uygulaması yapılabilir. İşlemden birkaç saat sonra nadiren hafif sızlama şeklinde ağrı olabilmektedir. Bu durumda hastalara işlemden 2-3 saat sonra ağrı basit ağrı kesici tabletler önerilebilmektedir.